Vahhabilik ve yanılmalar

Hamd Allah’a mahsustur. O’na hamd eder.O’ndan yardım ister, O’nun günahlarımızı bağışlamasını dileriz. Nefislerimizin şerrinden amellerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah’ın hidayet verdiğini hiç kimse saptıramaz. Onun saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederim ki Allah’tan başka hiçbir İlah yoktur. O bir ve tektir, ortağı yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve Resulüdür.Şüphesiz en doğru söz Allah’ın kitabı, en hayırlı yol Muhammed’in (s.a.v.) yoludur. En kötü işler bidat olarak ortaya çıkartılanlardır. Sonradan çıkartılan her bir husus da bidattir. Her bidat bir sapıklık ve her sapıklık cehennem ateşindedir.

Değerli kardeşlerim, VAHHABİLİK HAREKETİ, ingilizlerin ve islam düşmanlarının uydurduğu isimlendirdiği bir harekettir. Müslümanlar kesinlikle böyle bir hareket kurmuş değildir.
İngilizler ve günümüz ingilizlerin yerli dostları, VAHHABİLİK HAREKETİNİ, Muhammed bin Abdulvahhab bin Süleyman bin Ali et-Tememi en-Necdi adında akide, sünnet, fıkıh, hadis, davet, cihad alanında mümtaz bir şahsiyetin kurduğunu iddea etmektedir.
Şeyh Muhammed Bin Abdulvahhab, alim, muttaki, davetçi, mucahid kimliğiyle tanınan bir onurlu alimdir,
Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab, şirk, küfür ve bidatler hicaz ve islam topraklarını sarınca ümmeti kuran ve sünnet ekseninde yeniden ilk asr-ı saadet toplumuna çağırmak için davete geçmiş, davetini ilmi ve şerî delillerle ortaya koymuş, sevenleri ve taraftarları zamanlada arttmış ve kitleleri kuşatmıştır. Bunun üzerine, islam düşmanları bu şerefli müslümana şimdi olduğu gibi engel olmak, davetini susturmak, selefin çizgisini unutturmak, şirk hayatı hakim kılmak, ümmeti sömürmek, müslüman topraklarını batılılara peşkeş çekmek amacıyla oyunlar ve tuzaklar kurdular ve ona karşı planlar oluşturdular.
Şeyh Muhammed bin Abdulavahhab, tertemiz akide ve sahih sünnetle, 4 müçtehid imamın gittiği akide ve amel yolunda giderek büyüyünce, dönemin ingiliz siyaseti hemen çamur atma, lakaplandırma ve gözden düşürme oyunuyla ona isimler taktı ve bu güzel müslümanlara isim bulundu ve onlara böylece VAHHABİLER denildi. Müslümanlar kendilerine bu ismi almadılar. Onlara bu isim verildi.
Değerli müslüman, kardeşim
derler ki,
Vahhabiler ashabı sevmezler, mezhebsizlerdir, hadisleri inkar ederler, sünnet kılmazlar, mezarlık düşmanlarıdır, tüm bu söylenenler büyük bir yalandır ve islam düşmanlarının sözleridir.
Şeyh Muhammed Bin Abdulvahhab’ı okumayan, tanımayan, ona düşmanlık eden çoktur, lütfen bir okuyun kitaplarını, inceleyin, eğer bu alimin bir eseri islama muhalif ise delille, ilmi kaynakla, risalelerle, tezlerle, ispat edin. Ona iftira atmakla onu suçlamakla ne kazanılır ?
Bu yüzden bu alimi sevmek imanımızın gereğidir, sevmemekte şeytanca düşünmenin gereğidir. Bu alimin islam ümmetine, ehl-i sünnet akidesine, tevhid ve sünnet yoluna, davet ve ahlak menhecine yaptığı katkı inkar edilemez. Onun şanlı hareketi bir tecdid hareketidir.
O şeyhulislam müceddid Muhammed bin Abdulvahhab’dır. onu sevmekten, tanımaktan, tanıtmaktan dolayı şeref duymaktayız.
işte bu alimin adını kullanarak tevhid, sünnet, ahlak, davet, cihad yolunda giden müslümanlara vahhabiler diyerek onları gözden düşürmeye çalışmaktadırlar. Müslümanların bu oyuna gelmemeleri lazımdır, islam düşmanlarının sinsi oyunlarını boşa çıkarmalıdırlar.
Vahhabilik diye insanların kendisinden ürkütüldükleri şey; aslında tevhid akidesinin kendisidir. Zira bu ismin kendisine nisbet edildiği Muhammed b. Abdulvahhab; selef akidesine sahip, tevhidi inancı doğru anlamış ve insanlara doğru aktarmış bir şahsiyettir. Dolayısıyla bizlerin savunduğu akideden, akidesi konusunda bir ayrılık yoktur.Ve İslam düşmanları bu şekilde gerçek İslam’ın insanlara yayılmasının önüne geçmek için Tevhid akidesinin sunulmasını bir isimle adlandırmışlar ve bu ismi adeta insanlara ürkütücü bir unsur olarak tanıtmışlardır. Bu sebeple insanlara gerçek tevhid akidesi sunulduğunda, bunun “Vahhabilik” olduğu din düşmanları ya da bu konuda cehaletleri sebebiyle şirk işleyen insanlar tarafından söylenildiğinde hemen tevhid akidesinden uzak dururlar ve sunulan haktan adeta kaçarcasına uzaklaşırlar
soru Haklarındaki “Dört mezhebi yok sayan, Efendimiz (s.a.s)’e ve ashabına ve Ehl-i sünnet alimlerine düşmanlık besleyen, onları yok sayan insanlardır” tanımı doğru mudur?
cevap Bu şekilde bir tanımlama ancak bir iftiradır. Bizler de Abdulvehhab’ın inandığı gibi inanıyor ve anlatıyoruz. O zaman biz yukarıdaki tanımlamaya giriyor muyuz acaba?
Başta da belirtildiği üzere bir takım din düşmanları tarafından insanlara adeta korkunç gösterilmiş ve bu sebeple de buna kılıf olarak işte bu tür iftiralar ve yakıştırmalar yapılmıştır. Ve hatta Abdulvehhab’ın İngiliz ajanının yönlendirmesiyle hareket ettiği yakıştırması dahi yapılmıştır.
Bu karalama hareketini başlatanlar ancak islamı istemeyen islam düşmanı olan kişilerdir: Hatta bazı şirk ehli olan kişiler müteber alimlerin söyleyemedikleri sözleri onlar hakında uydurarak muhammed b. abdulvahhabı kötülemek için bazı sözler uydurmuşlardır

İslam düşmanları, 11 eylul sonrası dünya vahhabilerin tehdidi altındadır gibi yalan haberler yayarak müslümanları ikiye bölmeye ve böylecede güçlerini zayıflatmaya gitmişlerdir. Müslümanların yeniden selefin tertemiz yoluna dönüşünü engellemek isteyenler bu tuzakları bilinçli ekmektedirler. Lütfen bu tartışmalara girerek zaman öldürmeyin, bazı müslümanlar ise bu bölücü zihniyetin tuzaklarına kulak vermişlerdir. Bu kulak verenler ümmeti birbirine düşman göstermektedir. İslam ümmeti yeniden nasslarla şerefli hayata dönüş hareketinin öncüsü olan alimi sevmelidir, zira ahiret herşeyi inceden ayrıntıya ortaya koyacaktır.
Türkiyede yalan haber verenler, asılsız iftiaralar atarak karalayan medyalar, ve asılsız kitaplar basılarak sürekli vahhabiler şöyle böyle diyerek ümmeti kamplara bölmektedirler.
Kimi müslümanlar, mezheblerinin kendilerine kazandırdığı taassupla, kimi müslümanlarda hiziplerinin kör ettiği gözlerle, kimi müslümanlarda islam düşmanlarının ektiği tohumlarla düşmanlık ederek sorun oluşturmaktadırlar.
Allah, iyileri kirlilerden ayıracaktır, tevhid yolunda gidenlerin yüzünü güldürecektir, sabırlı olun, şüphesiz ki iki güzel şeyle şerefleneceğiz, ya cennet, ya zaferNokta