Şiiliğin Müslüman topraklarda yayılmasının tehlikesi

Rafizilik nedir ?

Arap ülkelerinde, Râfizî mezhebinin yayılma faaliyetlerinin önünün açılmış olması
fevkalâde üzücü bir gelişmedir. Bu mezhep hakikaten de ciddi bir şekilde
yayılmıştır. Bu mezhebin yayılmasının arkasında Fars İran liderleri, İslama, Hakka
ve tevhid ehline düşman olan İran âyetullah ve mollaları vardır. Bunlar, Râfizî
mezhebinin yayılması için ellerindeki her türlü zenginliği kullanmaktadırlar. Bu
yayma hareketine, İslam ülkelerini kontrol altına almak için çetin bir mücadele ve
müthiş bir planlama eşlik etmektedir.
Allah; Ehli Beyt’i Râfizîlerden, onların aşırıya giden mezheplerinden ve küfre
dayanan (küfrü gerektiren) aşağıda sıralanmış usûllerinden berî kılmıştır.
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabının tekfîr edilmesi.
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinin, dürüst ve emin olan
sahabeler yoluyla geldiği için reddedilmesi.
Kur’an’ın tahrîf edilip, münafıklara indirilen nassların sahabeye atfedilmesi.
Ateşe girme konusunda tehdît içeren âyetlerin, başta Ebu Bekir ve Ömer
olmak üzere sahabeye atfedilmesi.
Ve son olarak; sena ve vaad içeren âyetlerin sahabe ve Âl’i Beyt’e
atfedilmesi.
“Allah: ‘İki ilah edinmeyin, O ancak tek bir ilahtır.’ dedi.” [Nahl, 51] gibi
Allah’ın ilahlığına işaret eden tevhîd âyetlerini, kendi imâmlarına indirilmiş
saymaları yine taşkınlıklarının bir göstergesidir. Kur’an nasslarının çoğunu ne
kadar da değiştirip tahrîf etmişlerdir.
Bunların gerçek dînlerini öğrenmek isteyenler bu hususun temel mercîleri sayılan
ve tahrîf hususunda Yahudileri ve Hıristiyanları bile geçen Kuleynî’nin Kâfî’si, El
Kummî Tefsiri ve El Ayyâşî Tefsiri’ni okusunlar.
Cezayir’de, bu aşırı sapık ve yıkıcı mezhebin yayılması, açıkçası kalpleri kederle
dolduran bir durumdur. Cezayirlilerin büyük bir kesiminin Rafz akîdesini
(Râfizîlik) benimsediğini ve bu toplumdan büyük bir sayının Râfizî Kum şehrinde
öğrenim gördüklerini bizzat kulaklarımızla işittik.
Her ne kadar devlet ve alimler tarafından bir direniş mevcut olsa da, bu direniş
maalesef çok zayıf. Peki dînimiz için Kur’an ve Sünnet için Peygamberimizin ashabı
için olması gereken kıskançlık nerede?
Ey Cezayir hükümeti ve halkı! Bu mezhebin yayılması karşısında sessiz kalmanız
vallahi dininiz, hayatınız, siyâsetiniz ve âhirette Allah ile buluşmanız açısından çok
kötü ve tehlikeli sonuçlara neden olacaktır. Çünkü en dehşet verici kötülüklerin ve
bu çok büyük tehlikenin karşısında sessiz kaldınız.
WWW.DAVETUL -ENBIYA.COM

S a y f a | 1

Râfizî dîninin, Cezâyir ve diğer İslam ülkelerinde yayılışı hakkında uyarı.
Bu yıkıcı tehlikeye karşı durulması için Allah’tan, müslümanları şuurlandırmasını
ve akıllarını çalıştırmasını niyaz ederim. Büyük sapıklık ve kötülükler yayan medya
kanallarının kapatılması, bu mezhebin yayılmasının önlenmesinde en önemli
adımlardan olacaktır.
Sırasıyla Râfizîlerin uyguladıkları bazı usûller:
1. Sahabeyi tekfîr edip onlara dil uzatmak Râfizîlerin usûl-u dînlerindendir. Bu ise
ancak sahabe aracılığıyla bilinmesi mümkün olan İslam’ın yıkılması demektir.
Sahabe İslam dinini en mükemmel şekilde yaymışlardır.
2. İmâmet anlayışı; Râfizîlerin usûl-u dînlerinden olup, onların dîni temellerinden
sayılır. Bu, Râfizîlerin aşırıya gittikleri bir konudur. Çünkü dînin temellerini
Rasûlullah beyan etmiştir ve bu temellerin arasında İmâmet yoktur.
3. On iki imâma imân etmek, Râfizîlerde usûl-u dîndendir. Onların imâmlıklarını
tanımayan ise onlara göre kafirdir.
4. Onlar nezdinde, imâmları günah işlemekten hatta yanılmaktan ve unutmaktan
bile masumdurlar. imâmlarını nebî ve rasûllerden daha üstün kabul ederler.
5. Râfızîler, imâmlarının gaybı bildiklerine ve kâinâtın her bir zerresinde tasarruf
sahibi olduklarına itikâd ederler. Bu ise küfrün en büyüklerindendir. Şöyle ki,
imâmları gaybı bilmede ve kâinatta tasarruf etmede Allah’a ortak koşmuşlardır.
6. Yine yalan söyleyerek, Rasûlullah’ın hilâfet için Ali’yi vasî tayin ettiğini ve
Sahabenin, halifeliği Ali’den gasp ettiklerini iddia etmektedirler. Bu iddia bir yalan
olup sapıklıklarının, sahabeye karşı sergiledikleri azgınlığın ve onları tekfir edip
lanet etmelerinin temelini oluşturur.
7. Yine onların iddia ettikleri hurafe ve efsanelerinden olan ve 1200 yılı aşkın bir
süredir serdapta bekledikleri, Ehli Beyt’ten olan Mehdileri vardır. Daha ortada
olmadığı halde onun, on ikinci imâm olduğunu iddia ederler. Zikrettikleri Mehdî ise
aslında daha yaratılmamıştır. Rasûlullah’ın bahsettiği Mehdî haktır, gerçektir ama
Rafizîlerin iddia ettiği aynı Mehdî değildir. Yine efsanelerinden biri de, iddialarına
göre Râfızîlerin imâmlarından biri olan Mûsâ b. Câfer’in kendi döneminde
yaşayanlara şöyle dediğidir: “Eğer siz uzun yaşarsanız onu göreceksiniz”. Bu
vaadin üzerinden 1249 sene geçtiği halde onu hâlâ görmemişlerdir. Bu durum
onların bu sözünün asılsız olduğunun göstergelerindendir. Mûsâ b.Cafer hakkında
uydurdukları bir yalandır.
WWW.DAVETUL -ENBIYA.COM

S a y f a | 2
Râfizî dîninin, Cezâyir ve diğer İslam ülkelerinde yayılışı hakkında uyarı.
8. Ric’at akîdesi; Şiilerin, İmâmiyye tâifesine göre imânın temellerinden sayılır.
Râfizî dinine göre bu akideye itikâd etmeyen kâfirdir. El-Âlûsî der ki: “Ehli Sünnet
mezhebine göre doğru itikâd, ölülerin kıyâmetten önce dünyaya bir daha
dönmeyeceği doğrultusundadır.”
İmâmiyye’nin tamamı ve bazı başka Râfizî fırkaları ise Ric’at akîdesi üzeredirler.
Yine onlar Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, El-Vasiy (Ali radiyAllahu anhu), El-
Sibteyn (Hasan ve Hüseyin radiyAllahu anhuma) ve onların düşmanları saydıkları
üç halîfe (Ebu Bekir, Ömer ve Osman), Muâviye, Yezîd, Mervân, İbn Ziyâd ve
benzerleri ile diğer imâmlar ve onları öldürüp zulmedenlerin hepsinin Mehdî’nin
gelişinden sonra Deccâl hadisesinden önce diriltilip işkence edileceği ve kısasa
tabi tutulacağını ve daha sonra onların ölecekleri ve kıyamet günü tekrar
diriltileceklerini söylemişlerdir. Allah bu Rafizîler’in belasını versin.
9. Onların, Sahabenin Kur’an’ı tahrîf ettiği iddiası ise akîdelerinin temellerindendir.
Haşa! Rasûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem’in ashâbı, Allah’ın kitabından bir
kelime dahi tahrîf etmemişlerdir. Allah’ın kitabını tahrîf edenler ancak Rafizîlerdir.
Onların, Kur’anın lafızlarına ve manalarına yaptıkları tahrîfler ne kadar da çoktur.
Tahrîflerinin çoğu ise vaad ve tehdît âyetlerindedir.
Kafirler ve münafıklar hakkında inen âyetleri de sahabeye isnad ediyorlar. Aslında
onlar, yani Râfızîler bu âyetlerin muhtevasına daha müstehaktırlar.
10. En önemli usûllerinden biri de takiyyedir. Onlara göre takiyye, dînin onda
dokuzu dur. Takiyyesi olmayanın ve takiyye yapmayanın dîni yoktur. Ebu Cafer’e,
onun şöyle dediğini nisbet ederler: “Allah bize ve size dîninde takiyye den başka
bir şeyden razı olmamıştır”. Yine Ebu Cafer’e: “Takiyye benim ve atalarımın
dînindendir, takiyyesi olmayanın imânı da yoktur” dediğini nisbet ederler. Bkz.
El Kafi El Kuleyni 2.C 217-218.
11. Kabirlerin üzerine türbe inşa edilmesi, -özellikle imâmlarının kabirlerikabirlerin
tavaf edilmesi, kabirdekilerden yardım istenmesi, bunlar için büyük
miktarda paraların sarf edilmesi, onlara adaklar adanması ve eşiklerine
kurbanların kesilmesi onların dînlerindendir. Bu ameller ise şirkin en
büyüklerindendir.
12. Dînlerinin önemli parçalarından birisi de; Önceleri Rasûlullâh’ın ihtiyaç ve
zarûret halinde ruhsat verip daha sonra Allah´ın emriyle ümmetini bundan
nehyettiği muta nikahıdır. Muta nikahının haramlığını rivâyet edenlerden biri de
Ali (radiyAllahu anhu) dur. Şia ise, muta nikahını müstehap sayıp onun faziletlerine
dair şeriatlarında akıl almaz rivâyetler nakletmişlerdir. Şu rivayetler gibi:
WWW.DAVETUL -ENBIYA.COM

S a y f a | 3

Râfizî dîninin, Cezâyir ve diğer İslam ülkelerinde yayılışı hakkında uyarı.
“Kim mümine bir kadınla muta yaparsa yetmiş defa Kabe’yi ziyaret etmiş gibi
olur.” Ve yine Saduk, Sadık(aleyhisselam)’ın şöyle dediğini rivâyet etmiştir:
“Şüphesiz ki muta benim ve atalarımın dinindendir. Kim onunla amel ederse
bizim dînimizle amel etmiş ve kim de onu inkar ederse dînimizi inkar etmiş
ve dînimizden başka bir dîne inanmıştır.”
Bu şekli ile Muta nikahı, onlar nazarında onu terk edenin kafir olacağının en önemli
asıllarındandır. Yine rivayetlerinden biri de şudur: “Kim ki bir defa muta yaparsa
onun derecesi Hüseyin’in derecesi gibidir. Kim iki defa muta yaparsa onun
derecesi Hasan’ın derecesi gibidir. Kim üç defa muta yaparsa Ali’nin derecesi
gibidir. Kim de dört defa muta yaparsa onun derecesi benim derecem
gibidir.”
“Aleyhisselam” kelimesi, onların (Râfızîler) tabirlerindendir. Dinimize göre doğru
olan ise; eğer onlardan biri sahabeden ise “radiyallahu anhu” denilmesi, tabiinden
ve sonra gelenlerden ise “rahimehullah” denilmesidir.
Bu, Râfızîlerin dîninden bir kesittir. Şu da var ki onların sapıklıkları ve küfürleri
ciltleri doldurur cinstendir.
Yazan: Rabî b. Hâdî b. Umeyr El-Medhalî
Tarih: 21 Cemadi El Ahire 1432
1. Ric’at akîdesi : İmâmiyye’nin birçok ölünün kıyamet gününden önce dünyaya
tekrar dönmesi gerektiğine dair inancı.

TAHZÎRUN MİN İNTİŞARİ DÎN’İR-RAVÂVİZ FÎ’L-CEZÂIR VE GAYRİHÂ MİN
BULDÂNİ’L-MUSLİMÎN.
RÂFIZÎ DİNİNİN CEZAYİR VE DIĞER İSLAM ÜLKELERİNDE YAYILIŞI HAKKINDA
UYARI
http://www.rabee.net/ar/brochures.php?id=3
WWW.DAVETUL -ENBIYA.COM

Posted in Makaleler bölümü, Yeni eklenenler and tagged , , , , , .