Osman r.a hakkındaki hadisler

OSMAN RADIYALLAHU ANHU HAKKINDA HADİSi ŞERİFLER:

O, Osman b. Affan b. Ebu’l As b. Ümeyye b. Abdi Şems b. Abdi Menaf b. Kusay b. Küab b. Mürre b. KaTa b. Lüey b. Galip b. Fihr b. Malik b. Nadr b. Kinane b. Hüzeyme b. Müdrike b. îlyas b. Mudar b. Nizar b. Maad b. Adnan Ebu Amr (ve Ebu Abdillah) el-Kureşi el-Ümevî’dir.
Hz. Osman’ın fazilet ve üstünlüklerine dair birçok hadis nakledilmiştir. Bunlardan bir kısım inşaallah sizlere aktaracağız. Güvencimiz ve dayanağımız yüce Allah’tır. Ancak bu hadisler, iki kısma ayrılmaktadır. Bunlardan bir kısmı, Hz. Osman’ın diğer kimselerle birlikte müşterek faziletlerine dairdir.

“Sahih” adlı eserinde Buharı, Katade’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.); Ebu Bekir, Ömer ve Osman’la birlikte Uhud dağına çıktı. Dağ sarsıldı. Peygamber (s.a.v.), dağa hitaben şöyle buyurdu:

– Ey Uhud, sakin ol. (öyle sanıyorum ki Peygamber (s.a.v.) ayağıy-la dağa vurdu.) Senin üzerinde bir peygamber, bir sıddık ve iki şehidden başkası yok.»

Tirmizî, Ebu Hüreyre’nin şöyle dediğim rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ebu Talib oğlu Ali, Talha ve Zübeyr’le birlikte Hira dağındaydı. Kaya parçaları harekete geçti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), dağa hatiben şöyle buyurdu:

– Sakin ol, kendine gel. Senin üzerinde bir peygamber veya bir sıd-dık veya bir şehidden başkası yok.»

Ebu Osman en-Nehdî, Ebu Musa el-Eş’arf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.)’la birlikte bir bahçede idim. Kapıyı kapatmamı emretti. Bir adam gelip içeri girmek için izin istedi. Ben de ona sordum:

– Sen kimsin?

– Ebu Bekir’im. Rasûlullah (s.a.v.):

– İçeri girmesine izin ver ve onu Cennet’le müjdele, dedi. Sonra Ömer geldi. Onun için de:

– Ona, içeri girmesi için izin ver ve onu Cennet’le müjdele, dedi. Sonra Osman geldi. Onun için de:

– İçeri girmesi için ona izin ver ve karşüacağı bir bela mukabilinde onu Cennet’le müjdele, dedi.

Hz. Osman da: “Allah’ım, sabır ver (veya başka bir rivayete göre) Allah’ım, senin yardımını dilerim.” diyerek içeri girdi.»

Asım’m rivayetine göre Rasûlullah (s.a.v.), bir yerde oturmuştu. Dizlerinin ikisi veya biri açılmıştı. Osman yanına girince Rasûlullah (s.a.v.) dizini örttü.

Buharı ve Müslim’in sahihlerinde Ebu Musa’dan nakledilen bir rivayette anlatıldığına göre Ebu Bekir’le Ömer, Rasûlullah (s.a.v.)’la birlikte ayaklarını bir kuyunun içine sarkıtmışlardı. O esnada Hz. Osman da oraya gelmiş, ancak kuyunun kenarında onun için oturacak bir yer bulunmamıştı. Ravi diyor ki: Ben bunu, Rasûlullah’m, Ebu Bekir’in ve Ömer’in mezarlarının bir arada olmasına ve Osman’ın mezarının ayrı yerde olacağına yordum.

imam Ahmed b. Hanbel, Nafi b. Haris’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.)’la dışarı çıkıp dolaştık. Nihayet bir bahçeye girdik. Bana:

– Kapıyı tut, dedi.

Kendisi gidip bahçenin kuyusunun kenarına oturdu ve. ayaklarım kuyunun içine sarkıttı. O esnada kapı vuruldu. Ben:

– Kim o? diye sorunca kapıdaki adam:

– Ben Ebu Bekir’im, dedi. Ben de:

– Ya Rasûlallah, Ebu Bekir gelmiş, dedim. Rasûlullah (s.a.v.):

– Ebu Bekir içeri girdi. Kuyunun kenarına gelip Rasûlullah (s.a.v.)’m yanında oturdu. O da ayaklarım kuyuya sarkıttı. Sonra kapı yine vuruldu. Ben:

– Kim o? diye sordum. Kapıdaki adam:

– Ben Ömer’im, deyince ben:

– Ya Rasûlallah, Ömer gelmiş, içeri girmek istiyor, dedim. Rasûlullah (s.a.v.):

– İçeri girmesine izin ver ve onu Cennet’le müjdele, dedi.

Ben de içeri girmesine izin verdim. Ömer gelip kuyunun kenarında Rasûlullah (s.a.v.)’m yanında oturdu. O da ayaklarını kuyuya sarkıttı. Sonra kapı yine vuruldu. Ben:

– Kim o? diye sordum. Kapıdaki adam:

– Ben Osman’ım, dedi. Ben de:

– Ya Rasûlallah! İşte Osman da geldi, deyince Rasûlullah (s.a.v.):

– İçeri girmesine izin ver ve bela ile Cennet’e gireceğini müjdele, dedi.

Ben de içeri girmesine izin verdim ve onu Cennet’le müjdeledim. Oda gidip kuyunun yanında Rasûlullah (s.a.v.)’lA birlikte oturdu ve ayaklarını kuyuya sarkıttı.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Ömer’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Ben, Rasûlullah (s.a.v.) ile beraberdim. Ebu Bekir geldi, içeri girmek için izin istedi. Rasûlullah (s.a.v.) bana:

– İçeri girmesine izin ver ve onu Cennet’le müjdele, dedi. Sonra Ömer geldi. Onun için de Rasûlullah (s.a.v.) bana:

– İçeri girmesine izin ver ve onu Cennet’le müjdele, dedi. Sonra Osman geldi. Onun için de Rasûlullah (s.a.v.) bana:

– İçeri girmesine izin ver de onu Cennet’le müjdele, dedi. Ben de Rasûlullah (s.a.v.)’a:

– Ya ben nerede olacağım? diye sordum. Rasûlullah (s.a.v.) bana:

– Sen, babanla berabersin, diye cevap verdi.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Aişe ile Hz. Osman’ın şöyle dediklerini nakletmiştir:

«Ebu Bekir, Peygamber (s.a.v.)’in yanına girmek için izin istedi. O esnada Peygamber (s.a.v.) de Hz. Aişe’nin hırkasını giymiş olarak yatağında uzanmıştı. Bu vaziyette Hz. Ebu Bekir’in içeri girmesine izin verdi. Hz. Ebu Bekir de gidip ihtiyacını söyledi. İşini tamamladıktan sonra ayrılıp gitti. Ömer de gelip içeri girmek için izin istedi. Rasûlullah, bu vaziyette iken onun içeri girmesine izin verdi. Ömer de gelip işini tamamladıktan sonra ayrılıp gitti. O esnada Hz. Osman, gelip içeri girmek için izin istedi. Rasûlullah (s.a.v.) kalkıp yerine oturdu ve Hz. Aişe’ye:

– Elbiseni üzerine ört ve toparlan, dedi.

Bundan sonra Hz. Osman, içeri girdi, işini gördü ve ayrılıp gitti. Hz. Osman’ın gidişinden sonra Hz. Aişe dedi ki:

– Ya Rasûlallah! Görüyorum ki, Osman’dan çekindiğin kadar Ebu Bekir ve Ömer’den çekinmedin. Bunun sebebi nedir?

– Osman, utangaç bir adamdır. Bu halde içeri girmesine izin verseydim korkarım ki, o işini bana söyleyemez ve ihtiyacını gideremezdi.»

Leys’in ifadesine göre Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Aişe’ye şöyle demiştir:

“Meleklerin kendisinden utandığı bir adamdan sen utanmaz mısın?” (Rasûlullah (s.a.v.), böyle demekle Hz. Osman’ı kasdetmişti).

İmam Ahmed b. Hanbel, mü’minlerin annesi Aişe’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), bacaklarından biri açılmış vaziyette oturmaktaydı. Ebu Bekir içeri girmek için izin istedi. Rasûlullah (s.a.v.), bu haliyle Ebu Bekir’in içeri girmesine izin verdi. Sonra Ömer geldi, izin istedi. Ömer’e de bu haliyle izin verdi. Sonra Osman geldi, içeri girmek için izin istedi. Rasûlullah (s.a.v.) örtündükten sonra Osman’ın içeri girmesine izin verdi. Bunlar kalkıp gittikten sonra ben dedim ki:

– Ya Rasûlallah! Ebu Bekir ve Ömer içeri girmek için izin istediler. Sen bu halinle onlara içeri girmeleri için izin verdin. Ancak Osman içen girmek için izin istediğinde örtündün, ondan sonra içeri girmesine izm verdin. Bunun sebebi nedir?

– Ey Aişe! Allah’a yemin ederim ki, meleklerin kendisinden utandıkları bir adamdan sen utanmaz mısın?»

Hafiz Ebu Bekir el-Bezzar, İbn Abbas’tan rivayet etti ki, Rasûlullah

(s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

“Meleklerin kendisinden utandıkları Osman b. Affan’dan biz utanmaz mıyız?”

Taberanî, Abdullah b. Ömer’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Bir ara Rasûlullah (s.a.v.), evinde oturmakta iken Aişe de onun gerisinde bulunmaktaydı. O esnada Ebu Bekir gelip içeri girmek için izin istedi. İzin verilince içeri girdi. Sonra Ömer gelip izin istedi ve içeri girdi. Ondan sonra Said b. Malik gelip içeri girmek için izin istedi. îzin verilince içeri girdi. Sonra Affan oğlu Osman gelip içeri girmek için izin istedi. Rasûlullah (s.a.v.) da dizlerinden biri açık halde konuşmakta idi. Osman içeri girmek için izin isteyince Rasûlullah (s.a.v.), elbisesini dizinin üzerine örttü ve zevcesine de:

– Yanımızdan uzaklaş, dedi. Osman içeri girdi, bir saat kadar konuştular. Sonra çıkıp gittiler. Bundan sonra Hz. Aişe, Rasûlullah (s.a.v.)’a şöyle dedi:

– Ey Allah’ın peygamberi, babam ve arkadaşları senin yanına geldiler. Sen elbiseni dizinin üzerine örtmedin ve beni de yanından uzaklaştırmadın. Bunun sebebi ne idi?

– Meleklerin kendisinden utandıkları bir adamdan sen utanmaz mısın? Nefsim elinde bulunan zat’a yemin ederim kî, melekler, Allah ve Rasûlünden utandıkları kadar Osman’dan da utanırlar. Eğer sen yakınımda oturur haldeyken Osman içeri girseydi, konuşmaz ve buradan çıkıp gidinceye kadar da başını kaldırmazdı.»

Ebu Mervan elKureşî, Ebu Hüreyre’den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

“Osman utangaçtır, melekler de ondan utanırlar.”

îmam Ahmed b. Hanbel, Enes’ten rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

“Ümmetimin en merhametlisi Ebu Bekir’dir. Allah’ın dini hususunda en katısı Ömer’dir. En utangacı Osman’dır. Helal ve haramı en iyi bileni Muaz b. Cebel’dir. Allah’ın kitabını en içli okuyanı Übey’dir. Feraizi en iyi bileni Zeyd b. Sabittir. Her ümmetin emin bir kişisi vardır, bu ümmetin de emin kişisi Ebu Ubeyde b. Cerrah’tır.”

İmam Ahmed b. Hanbel, Cabir b. Abdullah’tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

“Bu gece rüyada salih bir adama gösterildi ki, Ebu Bekir, Rasûlullah (s.a.v.)’a tutunmuş; Ömer de Ebu Bekir’e tutunmuş, Osman da Ömer’e tutunmuştur.”

Cabir diyor ki: “Biz, Rasûlullah (s.a.v.)’in yanından kalkıp gittiğimizde kendi aramızda şöyle konuştuk. Rasûlullah’m bahsettiği salih adam kendisidir, ama kendisiyle Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın birbirlerine tutunduklarına dair söylediklerine gelince demek ki, bunlar, Allah’ın peygamberi ile gönderdiği bu işin (İslâmiyet’in) yöneticileridirler”.

İmam Ahmed b. Hanbel, îbn Ömer’in şöyle dediğini rivayet etmiştir.

«Bir sabah güneş doğduktan sonra Rasûlullah (s.a.v.), yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: Bu gün fecirden önce rüyamda bana anahtarlarla terazilerin verildiğini gördüm. Anahtarlar işte şunlardır: Terazilere gelince o da şöyle oldu. Ben terazinin bir kefesine konuldum, ümmetim de bir kefeye konuldu. Benim içinde bulunduğum kefe, diğerinden ağır geldi. Sonra Ebu Bekir getirildi. O da tartıldı. Ümmetimle aynı ağırlıkta olduğu görüldü. Sonra Ömer getirildi. O da tartıldı O da ümmetimle aynı ağırlıkta oldu. Sonra Osman getirildi, tartıldı. O da ümmetimle aynı ağırlıkta oldu, sonra da terazi kaldırıldı.»

Yakub b. Süfyan, Muaz b. Cebel’den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

“Rüyamda gördüm ki, ben terazinin bir kefesine konulmuşum. Ümmetim de diğer kefeye konulmuş, tartıldık. Ve iki taraf eşit geldi. Sonra Ebu Bekir getirildi. O terazinin bir kefesine konuldu, ümmetim de diğer kefeye konuldu. Tartıldılar, iki taraf eşit geldi. Sonra Ömer getirilip terazinin bir kefesine konuldu. Ümmetim diğer kefeye konuldu. Tartıldılar, iki taraf da eşit geldi.”

Ebu Ya’lâ, Hz. Aişe’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Rasûlullah (s.a.v.), Medine mescidini inşa ederken bir taş getirip temele koydu. Ebu Bekir de bir taş getirip temele koydu. Ömer de bir taş getirip temele koydu. Sonra da Osman, bir taş getirip temele koydu. Bunu Rasûlullah (s.a.v.)’a sordular. Rasûlullah (s.a.v.) da şöyle cevap verdi:

“Bunlar benden sonra halifelik emirleridirler.” Bu hadis Peygamber (s.a.v.)’in Medine’ye ilk gelişi esnasında Mescidi’Nebevî’yi inşa ettiğine dair bölümde anlatılmıştır.

Peygamberlik delilleri bölümünde de Zührf den rivayet olunduğuna göre Ebu Zerr, çakıl taşlarının Peygamber (s.a.v.)’in elinde, sonra Ebu Bekir’in, sonra Ömer’in, sonra Osman’ın ellerinde teşbih getirdiklerini ifade etmiştir. Allah hepsinden razı olsun.

Bir rivayette anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), çakıl taşlarının bu zatların ellerinde teşbih getirmelerini kastederek: “işte bu peygamberliğin halifeliğidir.” demiştir.

Sefine, Rasûlullah (s.a.v.)’m şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Halifelik benden sonra otuz sene olacak, sonra hükümdarlığa dönüşecektir.”

Bu otuz senelik halifelik zarfında Osman’ın yönetimi on iki yıl sürümüştür. Bu hususta ulemai âmilin arasında ihtilaf yoktur. Nitekim peygamberlerin efendisi de böyle haber vermiştir. Allah’ın salatü selamı onun, alie efradının ve bütün ashabının üzerine olsun.

Çeşitli yollardan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Osman’ın Cennet’le müjdelenen on sahabeden biri olduğunu ifade buyurmuştur.

Buharî, İbn Ömer’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Biz, Peygamber (s.a.v.) zamanında Ebu Bekir’e hiç kimseyi denk tutmazdık. Sonra Ömer’e hiç kimseyi dent tutmazdık. Sonra Osman’a hiç kimseyi denk tutmazdık. Sonra Peygamber (s.a.v.)’in ashabını kendi hallerine bırakır, onlardan birini diğerine üstün saymazdık.»

İmam Ahmed b. Hanbel, îbn Ömer’in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Biz, Rasûlullah (s.a.v.) ile ashabını çok sayardık: Ebu Bekir, Ömer Osman, sonra da susardık.”

Hanz Ebu Bekir el-Bezzar, Salimin’in babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Biz, Peygamber (s.a.v.) zamanında (halifelik hususunda) Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ı sayardık.”