Sadakanın değeri

“Eğer sadaka veren sadakasının fakirin eline geçmeden önce Allāh’ın eline geçtiğini bilseydi, sadaka verenin yaşadığı lezzet sadakayı alanın yaşadığı lezzetten daha büyük olurdu.”

İbnu’l Kayyım Rahimehullāhu Teālā.
Medāricu’s Sālikīn (1/26)

Hanefī Ālimlerin kabirler üzerine binalar yapmanın zararını beyān etmelerindeki gayretleri ve bu yapıların derhal yıkımına girişilmesine dair (irād ettikleri) nassları.

Şemsuddin el-Afgani

“Cuhûdu Ulema-i Hanefiyye Fî İbtâli Akâid’il Kubûriyye.” (s. 1642/ C. 3)

Hanefî Âlimlerin kabirler üzerine binalar yapmanın zararını beyân etmelerindeki gayretleri ve bu yapıların derhal yıkımına girişilmesine dair zikrettikleri nassları.

“Bağdat’taki hanefîlerin müftüsü İmâm Mahmûd el-Âlûsî (1270 h.), kabirlerin üzerine mescidler ve kubbelerin bina edilmesinin haramlığı ve bunların yıkılmasının vâcip olduğuna, bunun (kabirler üzerine mescid ve kubbe yapmanın) Allah’ın lanetini gerektirdiğine, bunun geçmiş kâfirlerin fiilerinden olup, Allah’a şirk koşmanın sebeplerinden ve büyük ve helâk edici günahlardan olduğuna, bu kabirlere yönelik ve onlar üzerinde namaz kılmanın, kabirlerle teberrük etmenin, tüm bunların büyük haramlardan olduğuna dair bir çok hadis  zikretmiştir.                                                                                                                       Sonra şöyle demiştir: (Kişinin kabrin yanında kabirden bereket umarak namaz kılmayı istemesi, bundan nehyeden (yasaklayan) delilin varlığı gereği sonra da icmânın varlığı gereği, Allah’a ve rasûlüne düşmanlığın ta kendisidir. Ve bu kabirlerin ve üzerindeki kubbelerin yıkılması için derhal girişimde bulunması vâciptir. Zira onlar Mescid-i Dırâr’dan daha zararlıdırlar, çünkü onlar Rasûl’ün emrine karşı gelinerek yapılmıştır. Peygamber Aleyhi’s Selâtu ve’s Selâm bunu yasaklamıştır ve yükseltilmiş kabirlerin yıkılmasını emretmiştir. Ve kabirlerin üstündeki bütün kandillerin yok edilmesi vâciptir ve bunların kabir üzerine ne vakıf olarak ne de adak olarak konulması doğru değildir. Rûhü’l Meânî Tefsiri (15/238).”

Kaynak: “Cuhûdu Ulema-i Hanefiyye Fî İbtâli Akâid’il Kubûriyye.” (s. 1642/ C. 3)
Referans: “Cuhûdu Ulema-i Hanefiyye Fî İbtâli Akâid’il Kubûriyye.” (s. 1642/ C. 3)
Anahtar Kelimeler:  Tevhid, Uluhiyet, Kabir, Davet, İslam
Kategori: Tevhid

Mülhitlere karşı hadis

İlhād ve Allah’ın dininden sapmaya karşı Peygamberimizin hadislerini yayma ve Sünneti beyan etmek.

Seyh: Ebū Osmān es-Sābūnī

Ebū Osmān es-Sābūnī (Rahimehulllah) “‘Akīdetü’s-Selef Ve Ashābü’l-Hadīs” (s. 302) isimli kitabında Fakīh Ebū Nasr Muhammed b. Sellām el-Belhī’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Mülhitler için hadis dinlemesi ve hadisin isnadıyla rivayet edilmesinden daha ağır bir şey yoktur.”

Dipnot
Mülhit; Allah’ın varlığını ve ulūhiyetini inkar eden kimsedir.
Referans: Akīdetü’s-Selef Ve Ashābü’l-Hadīs
Anahtar Kelimeler:
Kategori: Sünnet Hadis

Hanefī Ālimlerin kabirler üzerine binalar yapmanın zararını beyān

Şeyh Dr. Şemsuddīn el-Afgānī Rahimehulllah.

Bağdat’taki hanefilerin müftüsü İmām Mahmūd el-Ālūsī (1270 h.), kabirlerin üzerine mescidler ve kubbelerin bina edilmesinin haramlığı ve bunların yıkılmasının vācip olduğuna, bunun (kabirler üzerine mescid ve kubbe yapmanın) Allah’ın lanetini mūcib olduğuna (Allah’ın lanetini gerektirdiğine), bunun geçmiş kāfirlerin fiilerinden olup, Allah’a şirk koşmanın sebeplerinden olduğuna ve büyük ve helāk edici günahlardan olduğuna, bu kabirlere yönelik ve onlar üzerinde namaz kılmanın, kabirlerle teberrük etmenin, tüm bunların büyük haramlardan olduğuna dair bir çok hadis irād etmiştir.

 

Referans: “Cuhūdu Ulema-i Hanefiyye Fī İbtāli Akāid’il Kubūriyye.” (s. 1642/ C. 3) Kategori: Tevhid / Uluhiyet / Kabirler

Rasulllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah’ın kuludur

Eğer **kulumuza** (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).

Bakara Sûresi 23

Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

İsra Sûresi 1.

Hamd, kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur.

Kehf Sûresi 1.

Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir.

Furkan Sûresi 1.

Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Necm Sûresi 10.

O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.

Hadid Sûresi 9.

Allah kuluna yetmez mi? Seni O’ndan (Allah’tan) başkalarıyla korkutmaya çalışıyorlar. Allah kimi saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.

Zümer Sûresi 36.

“Allah’ın kulu (Muhammed), O’na ibadet etmek için kalktığında cinler nerede ise (Kur’an’ı dinlemek için kalabalıktan) onun etrafında birbirlerine geçiyorlardı.”

Cin Sûresi 19.

Referans: Kitabü’t Tevhid Şerhi
Anahtar Kelimeler:
Kategori: Tevhid/Uluhiyet